Cinayete kurban giden travesti 'İrem'in annesi isyan etti: Oğlum cinsel tercihi nedeniyle toplumdan itildi
23 Eylül 2010 Perşembe Radikal Gazetesi Haberi
BURSA - İki gün önce bıçaklanarak öldürülen ‘İrem’ takma isimli 28 yaşındaki Mesut Şaban Okan’ın travesti arkadaşları ve annesi Melek Okan, evininin önünde mum yakıp yollara gül bıraktılar. Acılı anne, “Benim oğlum cinsel tercihi nedeniyle hep toplumdan itildi. Okumak istedi okutmadılar. Koskoca dünyaya sığdıramadılar benim evladımı, bunlarla düşüp kalkan kişiler suçlu değil mi?” dedi.
Bursa’da internet üzerinden tanıştığı kişilerle cinsel ilişkiye giren Mesut Şaban Okan, iki gece önce Merkez Osmangazi İlçesi Altıparmak Mahallesi’ndeki evinde bıçaklanarak öldürüldü. Yapılan araştırmaların ardından cinayet şüphelisinin internetten tanıştığı 22 yaşındaki Emrah Şen olduğu belirlenerek, olay sırasında elini kesen şüpheli çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandı.
Mesut Şaban Okan’ın annesi Melek Okan oğlunu doğduğu Balıkesir’in Bandırma ilçesine bağlı Edincik Beldesi’nde toprağa verdikten sonra Bursa’ya geldi. Öldürülen oğlunun evinin önünde gözyaşları döken Melek Okan, “Benim oğlum cinsel tercihi nedeniyle hep toplumdan itildi. Okumak istedi okutmadılar. Koskoca dünyaya sığdıramadılar evladımı. Oğlum suçlu da onlarla düşüp kalkan kişiler suçlu değil mi?” dedi.
Gökkuşağı Derneği Başkanı Öykü Evren ise Bursa’da 5 yılda 7 travesti cinayeti işlendiğini hatırlatarak, “Bu nefret cinayetleri bitmeli, TBMM’de travesti cinayetleriyle ilgili olarak düzenlemeler yapılmalı, önlemler alınmalı” diye konuştu. 15 yıllık arkadaşı olan Mesut Şaban Okan’ın aşçı olmak istediğini belirten Öykü Evren, travesti olduğu için bu isteğini yerine getiremedi diye konuştu.
Mesut Şaban Okan’ın öldürüldüğü evin önüne kırmızı karanfil ve güller koyup, mum yakarak bir saat boyunca eylem yapan 30 kişilik travesti grubu ‘Kurban olmak istemiyoruz’ diye slogan atıp dağıldılar. (dha)
''İslamiyetin en korkyuğu şey kadının özgürleşmesinin yanı sıra bireyin, bireyselliğinin farkına vararak, tercihlerini yaşamaya çalışmasıdır. Ümmetçi anlayışın hükmettiği alanın dışına çıkmak ve diğerlerine aykırı olan, kendi kimyasıyla örtüşen hayatı yaşamaya çalışmak ise en zor ve tehlikeli yol işte.
İrem, bir kadın olmanın dahi bir sürü sorunu beraberinde getirdiğini bile bile tercih ettiği -onu 'o' yapan, mutlu eden- hayatı yaşamaya soyundu. Hayal kırıklıklarının yanı sıra umutları da vardı elbet. Biz ise bireyselleşemediğimizden, o vicdana da sahip olmadığımızdan onun yüreğine dokunamadık hiç. Diğerlerinden farklı olmanın zaten yeterince zor olduğu bir ülkede, bir de biz isteklerimiz ve beklentilerimiz ile yorduk, tükettik, öldürdük onu.
Bütün kadınlarımızı yalnızlaştırdığımız gibi, onu da yalnızlığa ittik. Bir bıcağın ucuna hapsettik, yalnızlaştıkça adım adım yaklaştı o acıya.''
23 Eylül 2010 Perşembe
7 Mayıs 2010 Cuma
Bu coğrafyada kadın olmak...
Bu coğrafya kadınına aşık da olur kimi zaman, cellad da. Babalar kızlarını elleriyle kocalarına teslim ederler, kızları ağızları burunları kan içinde dönse de baba ocağına. Bizim vergimizle maaş alan polis abiler karı - koca arasına girilmez der evlilikte, bu ağzı burnu kan içindeki kadını eve yollarlar. Hele bir de hakim amcalar varki, onlar en okkalı kararları verirler bizim hayatımız için. Dayaktan boynunuz kırılıp, onlara gittiğinizde size boşamak için bin dereden su getirmenizi bekler önce. Bir çoğumuz da çalışmayız zaten bu coğrafya da, ee haliyle koca evine mecbur, sokakta da kim bakar bize bedava. Kafanız, kolunuz kırılmış vaziyette hayatınızdan endişe eder koruma istersiniz hakim amcadan, o ne yapar dersiniz, hiç birşey! Sonunda beklenen de olur zaten, kocanız (en sevdiğiniz, ya da en seveniniz) elinde bir tabanca ile gözünü kan bürümüş vaziyette gelir. Herkes birbirine yabancı... Uluslararası araştırma örgütü tarafından kadın ölümlerine dair yapılan araştırmada, kadınlara en fazla zarar verenler kocaları, sevgilileri ya da birlikte yaşadıkları eşleri imiş. Bir kadın olarak endişe duyarımki, insanın en sevdiğinden korkması nasıl bir şeydir.
Radikal' in ''Bir tecavüz dayanışması'' haberine ithafen!
Ne denebilir ki!
Aslında o kadar çok şey varki denecek ancak yazıyı okurken gözyaşlarım bu sıkıştırılmışlığı anlatabilir. İçimden bir şey gelmiyor, ne bir öfke belirtisi ne bir kızgınlık hali sadece garip bir yalnızlık ve terkedilmişlik ve son nefesine kadar tüketilmişliği hissediyorum. Bu en vahşicesi olsa gerek, eskiden bir evin içinde herkesin bildiği ama sesini çıkarmadığı ensestlerimiz vardı, şimdiyse bir şehir var ülkemde, küçük kız çocuklarını çocukça şeylerle kandırıp kendi iktidarsızlıklarının acısını onlarla unutmaya çalışan. Koca bir şehir var ülkemde adımımı atmamama yetecek kadar yeterli nedeni bana sunan. Bir şehir var ülkemde yaşlısıyla genciyle erkeğiyle kadınıyla dünyanın en büyük günahını işleyen. Ne yapılabilir böyle bir durumda, nasıl yaşanabilir bu ülkede o insan demeye bile korktuğum insanların arasında. Nasıl umudu kalır insanın herşeyin bir gün daha güzel olacağına...
Aslında o kadar çok şey varki denecek ancak yazıyı okurken gözyaşlarım bu sıkıştırılmışlığı anlatabilir. İçimden bir şey gelmiyor, ne bir öfke belirtisi ne bir kızgınlık hali sadece garip bir yalnızlık ve terkedilmişlik ve son nefesine kadar tüketilmişliği hissediyorum. Bu en vahşicesi olsa gerek, eskiden bir evin içinde herkesin bildiği ama sesini çıkarmadığı ensestlerimiz vardı, şimdiyse bir şehir var ülkemde, küçük kız çocuklarını çocukça şeylerle kandırıp kendi iktidarsızlıklarının acısını onlarla unutmaya çalışan. Koca bir şehir var ülkemde adımımı atmamama yetecek kadar yeterli nedeni bana sunan. Bir şehir var ülkemde yaşlısıyla genciyle erkeğiyle kadınıyla dünyanın en büyük günahını işleyen. Ne yapılabilir böyle bir durumda, nasıl yaşanabilir bu ülkede o insan demeye bile korktuğum insanların arasında. Nasıl umudu kalır insanın herşeyin bir gün daha güzel olacağına...
Çocuk olmak
Tüm Ortadoğu' da din kıstası altında erkekler çok küçük yaşta çocuklarla evlendirilir, ve o çocuk adamın ilk ve tek karısı da değildir hiç bir zaman. Eminim bizim ülkemizde de bir çok erkeğin de aklından geçen bir düştür bu. Sadece biz de yasal yollardan yapamadıklarını, gizli kapaklı yapıyorlar yine de. Erkek neden kendini dizginlemeye ihtiyaç duyarki? Erkektir bu yahu, canı istediğinde istediğini yapar, hatta sonra da batı-ecnebi kadınlarını yerden yere vurar, korkar da ondan. Erkek hegomanyasında yaşadıkça, çocuklarımızdan hayatın en temel gerçeğini, varoluşunu gizledikten sonra bir yere varamayız biz. Çocuğum cinselliği de bilecek, karşı cinsin ne olduğunu da, seksi de elbette. Ne olduğunu bilecekki başına geldiğinde ne yapmasını bilebilecek, saklamak yerine söylemeyi tercih edecek belki de bu sayede. Biz de neden (çok yaygın olmasına rağmen) hiç ensest ya da pedofili hakkında film yoktur ya da dizi çok merak ederim. Neden hala bir tabudur bu da bekaret gibi. O kadar çok şey varki konuşamadığımız birbirimizle. Bu gibi şeyler hayatımıza girdikçe biz de çocuklarımıza öğretebiliriz, kafalarında şekillenmesini sağlayabiliriz. Yoksa 10-11 yaşındaki çocuğunuzu 30 yaşındaki çok sevdiği amcası,vs. taciz eder, o da bunun ne olduğunu bilmediğinden korkar susar. Çocuk bu karşınızdaki çok şey beklemeyin onlardan.
12 Nisan 2010 Pazartesi
Lyon, Fransa
Önümüzdeki hafta -bu hafta iş yoğunluğundan vakit bulamayacağım- Lyon ile ilgili öğrendiklerimi ve gördüklerimi sizlere aktaracağım. Lyon' da ne yenir, ne içilir, nereye gidilir? Fotoğraflar eşliğinde Lyon turu yapacağız.
15 Aralık 2009 Salı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
